Yeni mesajlar Tüm bölümler RSS Site haritası
Forumlar› Teknoloji

Sosyal medyada Fransız fotoğrafçı Florian Riou tarafından çekilen bir fotoğrafta ortaya çıkan "Kızıl Cin Fenomeni" aslında tam olarak ne?

Konuyu başlatan yalniz_kovboy · · 1 görüntüleme
Y
yalniz_kovboyÜye
#1

Sosyal medyada Fransız fotoğrafçı Florian Riou tarafından çekilen bir fotoğrafta ortaya çıkan "Kızıl Cin Fenomeni" aslında tam olarak ne?

Fransız fotoğrafçı Florian Riou tarafından Korsika Adası’ndaki bir yerleşimin üzerinden, İspanya açıklarında patlak veren şiddetli bir fırtına sırasında kayda geçirilen yeni bir kare, dünya genelinde viral oldu. Bilim dünyasında "Kızıl Cin" (Red Sprite) olarak adlandırılan bu fenomen doğa olayı, uzaylı istilası, kutup ışığı ya da yapay bir atmosferik deney değil, üst atmosfer katmanlarında meydana gelen son derece güçlü bir elektriksel boşalmadan kaynaklanıyor. Kızıl Cin fenomeni nedir? Kızıl cinler, şiddetli gök gürültülü fırtınaların kilometrelerce üzerinde, atmosferin mezosfer tabakasında yani yerden yaklaşık 50 ila 90 kilometre irtifada gerçekleşen yüksek irtifa elektriksel boşalmalarıdır. Bilimsel literatürde "Geçici Işıma Olayları" kategorisinde incelenirler. Günlük hayatta aşina olduğumuz şimşek ve yıldırımlar yeryüzü ile bulut tabakası arasında ya da bulutların kendi içinde yatay olarak hareket ederken, kızıl cinler fırtına bulutunun en üst sınırından uzayın sınırına doğru, yukarı yönlü bir patlamayla gelişir. Genellikle tepe kısmında parlak bir gövdeye ve aşağıya doğru incelerek sarkan dokunaç benzeri uzantılara sahip oldukları için devasa bir uzay denizanasına veya alevden sütunlara benzetilirler. Kızıl cinler neden ve nasıl oluşur? Bu doğa olayının ortaya çıkışı, yeryüzüne yakın bölgelerdeki hava olaylarının ürettiği devasa enerjiye dayanır. Sıradan fırtınalardaki standart yıldırımlar bu etkiyi yaratmaya yetmez, olayın tetiklenebilmesi için fırtına bulutunun tabanından yere doğru olağanüstü güçte, pozitif yüklü bir yıldırım boşalması gerçekleşmelidir. Bu şiddetli deşarj, bulutun tepesi ile iyonosfer tabakası arasındaki devasa elektriksel dengeyi aniden bozar ve üst atmosferde muazzam bir gerilim alanı doğurur. Mezosfer katmanındaki hava son derece incedir. Aşağıdaki fırtınanın yarattığı elektrostatik alan, bu seyrek gaz tabakasından geçerken havadaki serbest azot gazı molekülleriyle şiddetle çarpışarak onları uyarır. Uyarılmış halden temel enerji seviyesine geri dönen azot molekülleri çevreye foton saçar ve seyrek mezosfer ortamında bu ışıma gözümüze canlı kırmızı ve turuncu tonlarında yansır. Aşağıya doğru uzanan ince dallar ise havanın görece daha yoğun olduğu alt katmanlara indikçe mor ve mavi tonlara doğru geçiş yapar. Neden bu kadar nadir görülür ve zor fotoğraflanır? Kızıl cinlerin varlığı uzun yıllar boyunca yalnızca yüksek irtifa pilotlarının anlattığı gizemli bir efsane olarak kalmış, bilimsel olarak ilk kez ancak 1989 yılında tesadüfen kameralarla doğrulanabilmiştir. Bu kadar geç keşfedilmelerinin ve bugün bile nadir kaydedilmelerinin en büyük sebebi, ömürlerinin inanılmaz derecede kısa olmasıdır. Bir kızıl cin yalnızca 5 ila 300 milisaniye, yani saniyenin küçük bir kesri kadar parlar ve söner. İnsan gözü böylesine anlık bir patlamayı çoğunlukla algılayamaz veya sadece hafif bir göz yanılsaması gibi hisseder. Bunun yanı sıra fırtınanın doğrudan merkezinde ya da altında bulunan bir kişinin bu olayı görmesi imkânsızdır çünkü araya giren kalın ve karanlık oraj bulutları üst atmosferi tamamen perdeler. Bir kızıl cini görüntüleyebilmek için fırtına çekirdeğinden en az 100 ila 300 kilometre uzakta durmak, önü tamamen açık bir ufka bakmak ve ışık kirliliğinden arınmış berrak bir gece gökyüzüne sahip olmak gerekir. Dolayısıyla bu fotoğraflar anlık şans eseri değil, gelişmiş meteoroloji radarlarını takip eden, yüksek hassasiyetli düşük ışık sensörleri kullanan profesyonel astrofotografçiların titiz planlamaları sayesinde elde edilir.